1 Eylül 2015 Salı

I Hear Your Voice/Sesini Duyabiliyorum!


"...O günden beri, benim dünyamda iki türlü ses yankılanıyor. Biri, herkesin duyduğu sesler, diğeri ise sadece benim duyabildiğim sesler... Benim dünyam, diğerleri ile kıyaslayınca çok daha gürültülü bir yer."

Sizin dünyanız ne kadar gürültülü...?


Park So Ha, küçüklüğünde babası ile araba kazası geçirmiştir. Çarpmanın etkisiyle So Ha, insanların düşüncelerini duyabilme özelliği kazanmıştır. Onlara çarpan kişinin geldiğini görür, kurtarılmayı beklerken adamın düşüncelerini duyar. Daha sonra babası gözleri önünde öldürülür. Bu sadece bir araba kazası değildir, adam onları öldürmek amacıyla bilerek kaza yapmıştır. Sıra So Ha'ya geldiği sırada katili gören birileri olmuştur.


Jang Hye Sung, cesur, umursamaz, küstah bir avukattır. Her mahkemesinde savunacağı kişi için aynı cümleleri ve kalıplaşmış soruları kullanır. Sanığın annesinin ölümünü bahane eder duygu sömürüsü yapar. Söyleyecekleri savcı ve hakimler tarafından ezberlenmiştir. Annesinden hala harçlık aldığından kamu avukatı olmak ister, böylece düzenli ve iyi bir maaş alabilecektir. 


Kwan Woo, dışarıdan iyimser ve saf tipli dursa da aslında güçlü, zeki ve cesur bir kişiliği vardır. Eskiden bir polis memuru olmasına rağmen işini kamu avukatı olmak için bırakmıştır. Tek hayali kamu avukatı olmaktır. Hye Sung ve Kwan Woo'nun yolları gittikleri kamu avukatı mülakatında kesişir. Kwan Woo hazırlıklı gelmiş, söyleyeceği her şeyi ezberlemiştir. Hye Sung'un söyleyecekleri ise daha önce başka avukatlar tarafından söylenmiştir. Ona söyleyecek bir şey kalmayınca farklı bir yol izler.


Hye Sung, mülakat sırasında sorulan klasik soruya "Sizi neden işe alalım?" hikayesini anlatarak başlar. Hikaye; Park So Ha'yı öldürmek üzere olan adamı görüşü ile ilgilidir.

Park So Ha'nın babasının ölümüne tanık olan Hye Sung mahkemede katilin aleyhine şahitlik yapmıştır. Katil yıllar geçse bile mutlaka intikam alacağına yemin etmiştir. So Ha da ne pahasına olursa olsun onu koruyacağına...

Uyarı: Bundan sonrası spoiler içermektedir!

Hikayenin konusu tam olarak "sanıkların %1 bile olsa masum olduklarını savunmaları için atanan kamu avukatlarını ve sanıkların %1 bile olsa suçlu olduklarını kanıtlamak için uğraşan savcılar arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır." gibi bir tanıtım yazısı var. Ben buna bağlı kalmak yerine daha farklı aktarmaya çalıştım konuyu. Tepkiler bazen şöyle olabiliyor:
"Mahkeme,avukat...sıkıcı", "kanunlar, suçlular...kim izlemek ister ki?" 
Hayır! Bunun gibi düşünüyorsanız, dizi hakkında yanılıyor olursunuz.  Dizi bize sıkıcı konuşmaların yapıldığı, bazen anlamayacağımız kanunlardan bahsetmesinden ibaret değil. Dizi de geçen aşk hikayesinden de bahsetmiyorum. Benim gördüğüm şey insanların hayatlarından ince noktalara değmesini, bir şekilde kaderlerinin birbirine nasıl bağlı olduğunu göstermelerini, savcı-avukat , kurban-suçlu arasındaki ilişkileri ve hukuk... Bundan bir yıl önce izleseydim bu diziyi, avukat olma hayali kuran arkadaşıma bende katılırdım. Savundukları kişi ister suçlu ister suçsuz olsun, gerçeklerin ortaya çıkması insana bambaşka bir mutluluk veriyor.

"Gerçekler mahkemede her zaman kazanmaz, mahkemede kazananlar gerçektir!" 

Dizi de dikkat çeken bir çok dava vardı. Öncelikle ikizler davası, olayı Mahkum İkilemi, Oyun Teorisi yöntemi ile çözmek akıllıcaydı. Gazete çalan yaşlı bir amcanın ihtiyacı olan günlük 800 sayfa gazete gibi, apartmanda çalınan müzik ile şiddet gören bir kadın sesine apartman sahipleri tarafından verilen tepkiler... Hepsi çok ilginç ve bir o kadar merak uyandırıcıydı. 


Dizinin bir noktasına değinmem gerekirse aradaki yaş farkı! Dizinin senaryosu gereği noona-dongsaeng aşkı var. Asıl konu oyuncuların gerçek yaşları arasındaki farka oranla diziye uymuyor. Her ne kadar Lee Bo Young'un oyunculuğu gibi kendide güzel olmasına rağmen Lee Jong Suk'un bir kaç yaş daha genç duruşu aradaki farkı açtıkça açmış. Ortaya gözüme batan birçok sahne çıktı. Onun dışında oyunculuklarını beğenerek izledim. Çok sevgili, sempatik Yoon Sang Hyun'a bir alkış... Oyunculuğunu da kendisini de çok seviyorum bu adamın. Avukat Cha rolüne o kadar uyum sağlamış ki yolda görsem oyuncu demem, avukat diye seslenirim. Hye Sung'un çocukluğunu canlandıran Kim So Hyun'u çok seviyorum. İyi bir oyuncu olarak gelecek vaat eden, yıldızı parlayan sanatçılardan. 

Şimdi gelelim kötü karaktere; diğer yazıları okuyan kişiler benim değişmez kuralımı biliyordur. 'Bir kötü her zaman kötüdür.' Çok meşhur kötü karakterimizi Empress Ki'den tanıyorum.  Jung Woong-in. Dizide koyduğum ismi ile 'Bintürlü' Nedir şimdi diye sorarsanız her iki dizide de bu adam bin türlü hale girdi, bin kere vurulsa da ölmedi dizinin finaline kadar geldi. Kapıdan kovarsınız bacadan girer hesabı. Aklıma başka atasözü gelmedi. Çok yerinde olmadı gibi ama yazmasam içimde kalırdı. Dizinin kötü karakterlerine ayrı bir takıyorum bende. Yeri geliyor diziyi tam o esnada durdurup adama bir ton laf ediyorum, sonra başlatıp devam ediyorum izlemeye. Dizinin sonuna doğru, hikayesini duyunca üzüldüm. Bazen hayat şartları sizi kötü biri olmaya zorlayabilir ama ileriyi düşünüp bunların olmasına izin vermemeliydi. 


Dizide çok hoşuma giden bir şey vardı ki söylemeden edemeyeceğim. So Ha, Hye Sung'u telefonuna 'Jang d'Arch' olarak kaydetmişti. Bu ad bana bir yerlerden tanıdık geliyordu. Nette araştırsam da emin olamadım:
Jeanne d'Arc
Yüzyıl Savaşları boyunca İngiltere'ye karşı ülkesi Fransa'ya memleketi Lorraine'deki cephelerden başlayarak manevi anlamda büyük destek olan ve sonradan ünü Fransa'nın dört bir yanına yayılmış bir Fransız Katolik azizesidir.
Bulduğum bilginin bununla bir ilgisi var mı bilmesem de telefona kayıt şeklini beğendiğim-klasik kore dizileri klişeleri-
Dizi de kullanılan OST'lardan 'Every Single Day' seslendirdiği bir sürü şarkı vardı. Daha öncede Lee Jong Suk'un oynadığı Pinokyo dizisi içinde kullanılan Evey Single Day'ndi.


Ayrıca 'A Gentleman's Dignity' dizisine yaptığı gönderme gözümden kaçmadı değil. Müthişti!


Komik sahneler, komik replikler, aşk dolu sahneler, mahkeme salonunda geçen saatlerden sonra dizinin bağımlısı oluyorsunuz. Mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.






























Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blogumdan geçip giderken yorum bırakmayı unutma ^^
Çünkü Düşünceler Dünyayı Bile Değiştirebilir...