29 Ağustos 2015 Cumartesi

Çünkü Biz Kore Dizisinde Değiliz...


Henüz yeni yeni bitirdiğim dizinin tanıtım yazısını yazmak varken aklımda böyle bir yazı yazma gereği neden duydum bende bilmiyorum. Sadece yazmasam içimde kalırdı, biliyorum. Şansız bir insan olduğumu da biliyorum. Şu sıralarda şans kotamı doldurmuş olmalıyım ki onun için talihsizlik üzerine talihsizlik yaşadım. 

Oysa bu gece ne kadar da sakin, huzur dolu gözüküyordu gökyüzü. Tam karanlık olmamış, lacivertle gri arası bir renk vardı. Dolunay asılıydı köşede. Yıldızlar tek tük çıkmış... O sırada arkadaşımdan bir mesaj aldım. Yaşadığım yer şehirden uzakta, mütevazi bir yer, insanlar içli dışlı herkes birbirini tanır. Bu mütevazi yerde bir düğün vardı. Düğüne gitmek aklımın ucundan geçmezken arkadaşım ısrarla beni düğüne çağırdı. Saat çok geç olmasına rağmen onu kıramayıp bir kaç dakika içinde saç, makyaj, kıyafet her şeyim hazırdı. Düğüne gittim, eğlendim. En fazla bir saat durdum, zaten saat epey geç olmuştu babamdan beni düğünden almasını istedim. Öyle düğün yeri de evden fazla uzakta değildi ama yine mesafesi vardı. Babam önde ben arkada ve 15 santim topuklarla yürürken tüm her şey o zaman başladı.



Bütün gece o rahatsız edici topukların üstünde durmam yetmezmiş gibi ayaklarımın acısından ölürken topuğum iki taşın arasına takıldı. Sıkışmış ayağımı çekmeye çalışırken tökezledim ve topuk kırıldı. Bende kendimi yerde buldum. Hemen toparlandım. Bir tanesi olmayan topukla dengesiz bir şekilde yürümeye çalıştım. Tutarsız adımlar atarken düşündüm de; çok klişe bulduğumuz kore dizilerindeki sahneler keşke en ihtiyacımız olan zamanda oluverseydi. Yürüyebilecek durumda değilken sırtında taşıyacak bir kore dizisi karakteri hayal ettim. Adımlarım yavaşlamış ben gözümü gökyüzüne çevirmişim yıldızlara bakıp dilek tutuyorum. Biran için Man From The Stars dizisinden bir replik geçti aklımdan:


Tam da yerinde olaya müdahale eden yağmura içten teşekkür ediyorum. Hafif başlayan yağmur kendini hızlandırmadan babamın benden ne kadar uzaklaştığını çok geç fark ettim. Ayakkabıları elime aldım ve çıplak ayakla koşmaya başladım. Yine aklımda saçma düşünceler... Yağmuru sevsem de o ruh hali içinde durumumdan pek memnun değildim. Kore dizilerinde meşhur sarı şemsiye yokken yağmurun tadını o an çıkarmak zordu. Dizilerde yağmur yağınca başka dünyaya geçen karakterlere ne demeli. Ne yazık ki bu gerçek, çünkü biz kore dizisinde değiliz.


Eve vardığımda çamaşır makinesinde yanlışlıkla yıkanmış oyuncak ayı gibiydim. Islak ve bir o kadar tuhaf duran. Ayaklarıma batan çakıl taşlarını unutmamak lazım. Bu kadar talihsizliğe rağmen mutluyum. Çünkü yazıyı yazarken o an can sıkan bu anımın aslında ne kadar komik olduğunu şimdi fark ettim. Diyorum ki; Kore dizileri ne kadar klişe dolu sahnelerle dolu olursa olsun ben bunları izlemekten bıkmayacağım. Çünkü hayat gerçektir ve gerçek dizilerden çok farklı bir dünya...


 Bu yazı anı olarak köşede dursun.



5 yorum:

  1. Hep böyle yazılar yaz eğlenerek okudum ^^ Hele sarı şemsiyede bittim :D

    Bi şey sorucam yorumlara cevap vermeyişinin özel bir sebebi var mı?

    YanıtlaSil
  2. Aaa pardon yazmışsın :D ben de yazmayacaksın diye korkmuştum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilgisayardan kendi bloguma yorum yapamıyorum o yuzden telefondan girip yazıyorum biraz sorun oluyor geç cevap verdiğim için kusura bakma :)) Başıma bir daha böyle gariplikler gelirse mutlaka yazacağım :D

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  3. Bende ne zaman yürümekten yorulsam beni sırtına alacak birileri olsa diye düşünürüm. :D Bu konuda benziyormuşuz. Ama ne yapalım Kore dizileri bizi bu hale getirdi.

    YanıtlaSil

Blogumdan geçip giderken yorum bırakmayı unutma ^^
Çünkü Düşünceler Dünyayı Bile Değiştirebilir...